Artık yarışma programının sonuna yaklaşılmıştı. Sunucu, programın iletişim bilgilerini verip veda edecekti. İletişim bilgilerinde yer alan bir kelime dikkatimi çekmişti. Belgeç numarası. Yaşadığım afallama sonrasında sunucunun belgeç kelimesini açıklaması ile kendime gelebildim. Belgeç aslında faks demekmiş. Programın yayınlandığı kanal(nam-ı diğer devlet kanalımız), Türk diline verdiği değer nedeniyle öz Türkçe kelimeler kullanmaya özen gösteriyormuş.

Belgeç kelimesinin faks kelimesi yerine kullanılması bende Türk diline değer katıldığı hissini maalesef uyaramadı. Dahası şu ana kadar sıklıkta kullanığımız kelimelerin çöpe atılıp “alın size eşdeğer kelime bulduk, artık bunu kullanacağız” denmesi de dayatmacı bir anlayışın örneğidir. Zaten ülkemizde bu tarz dayatmalar kabul görmemekte.

Tüm dünyada ortak bir anlam ifade edilen kelimeler için bulunan karşılıklar ise evlere şenlik. İnternet için “örütbağ” kelimesinin önerildiğini söyleyeyim de varın gerisini siz düşünün. Bu tarz kelimelere öz Türçe karşılık bulma çalışmalarında mantıklı bir yan bulamıyorum. Şüphesiz bu çalışmalarda yer alan kişiler iyi niyetle hareket ediyorlar fakat bunca yıldır yaptıkları çalışmaların etkili olduğunu söylemek mümkün değil. Bence bu başarısızlığın altında yatan en önemli sebep dil kurumumuzdaki yetkililerin izledikleri yanlış yoldur. Yani dilimize yerleşmiş yabancı kökenli kelimeleri sonradan değiştirme çalışmaları doğru bir yaklaşım değildir. Eğer çalışmada yer alanlar gerekten kararlı iseler bu işi kelime dilimize yerleşmeden yapmalılar. Ve bu çalışamalar öncelikle gelişen teknoloji ile ortaya çıkan yeni kelimeler üzerinde yoğunlaşmalıdır. Çünkü dilimize giren yabancı kökenli kelimelerin bir çoğuna teknoloji ile merhaba dediğimiz inkar edilemez bir gerçek.Bildiğim kadarıyla TDK’nın dilimize yeni giren yabancı kökenli kelimelerin Türkçeleştirilmesi konusunda kapsamlı bir çalışması yok. Bu noktada ilk aklıma gelen ülkemizde milyonlarca kişinin kullandığı cep telefonu ve bilgisayarlardaki yazılımların bir standarda uyarak Türkçeleştirilmesidir. Yani yazılımlar ülke içerisinde dağıtılmadan önce mutlaka bir ön kontrolden geçirilmeli ve onaylanmalıdır.

Microsoft Türkiye’de çalışan birisinden Microsoft’un çeviri çalışmalarını nasıl yürüttüğünü ve yanlış çevirileri düzelttirebilmek için nasıl çaba sarfettiklerini dinlemiştim. O da TDK’nın bu konuda firmalara hiçbir bildirimi ve yaptırımı olmadığından bahsetmişti. Örnek vermek gerekirse, Microsoft isteseydi çevrimiçi kelimesi yerine online kelimesini de kullanabilirdi. Geçenlerde, bilgisayar biliminde yer alan “Cloud Computing” teriminin Türkçe karşılığı konusunda hararetli bir tartışma olmuştu(merak edenler buraya). Sonuç olarak yetkili merci olmasa da Microsoft’un bulduğu “Bulut Bilişim” karşılığı piyasada kullanılmaya başlanmış. Bence kavramı tam olarak karşılamamakta fakat Microsoft bir kez söylemiş :) . Hal böyleyken, yani her gün dilimize yeni kelimeler ve terimler giriş yaparken dilimize yerleşmiş kelimeleri değiştirmeye çalışmak ne kadar akıllı stratejidir bunu önümüzdeki yıllar gösterecek.

Paylaş:
  • Facebook
  • TwitThis
  • StumbleUpon
  • del.icio.us
  • Digg
  • Live
  • Google Bookmarks
  • Print
  • email